Dünyadaki Cenneti Yaşamak İçin: Dört Anlaşma

Uzunca bir süredir adını duyduğum ama ancak okuma fırsatımın olduğu bir kitap ile geldim. Tahminen sizlerinde gördüğü, belki de okuduğu bir kitaptır “Dört Anlaşma“.

Büyük dersler içeren, aydınlanmanın ve özgürlüğün anlatıldığı bu kitapta amaç bir farkındalık yaşamak ve hayatımıza pozitif anlamda devam edebilmek. Böyle diyince kişisel gelişim kitapları aklınıza gelse de bu kitap okuduğum diğer kişisel gelişim kitaplarından farklı geldi bana. Bu kitapta şuan ne durumda olduğunuzu okuyor, nasıl tepki vereceğinizi öngörebiliyorsunuz.

Gözler kapalı yaşamak kolaydır. Görebildiğiniz tek şey yanlış yorumlardır.

John Lennon

Bilgi insanı anlamına gelen Toltekler, Meksika Kızılderilileri tarafından uygulanan canlı bir öğretinin savunucusudurlar. Kendilerini doğa ve evrenin parçası olarak görür ve buna uygun yaşam sürmeyi, sürdürtmeyi amaçlarlar.

Yaşadıklarımızın tamamı rüyadır. Uyanıkken de uyurken de rüya görürüz. Sadece uyanıkken her şeyi lineer olarak görürüz. Bu lineerlikten kaynaklı uykuya daldığımız an gördüklerimiz karmaşıklaşır.

Şimdi bu kitap bizlere bu rüyaları nasıl göreceğimizi, nasıl bireysel bir cennet yaratacağımızı anlatacak. Bu amaçta Ehlileşme ve Gezegenin Rüyası’ nın anlatılmasından sonra 4 bölümden oluşacak. Ben de bölümlerden bazı alıntılar yaparak size özetlemeye çalışacağım.

Birinci Anlaşma:

Hem ilk anlaşma hem de en önemli anlaşma olan bu anlaşmanın temelinde bize esas söylediği şey “sözcükleri özenle seç”. Söz, insan olarak sahip olduğumuz en güçlü araçtır. Bir kılıca benzetilebilir. En güzel rüyayı da yaşatabilir ya da her şeyi yok edebilir. Bizler sözlerimizi sevgi, huzur ve güzellik için kullanabiliriz. Bunu yaparken kendimize de iyilik yapmalıyız. Bu iyilik kılıcın kötü tarafında olmamız için. Yapacağımız şey ise kendimizi sevmeli, saygı duymalı ve ne kadar harika olduğumuzu söylemeliyiz. Böylece içimizdeki tüm korku ve kötülük yerini güzelliğe bırakacaktır.

İkinci Anlaşma:

Sonraki 3 aşamanın temelini oluşturan bu anlaşmanın temel mesajı ise “hiçbir şeyi kişisel algılama”. Sözcüklerin gücünün olduğunu ve keskin bir kılıca benzediğini birinci anlaşmada söylemiştik. Herhangi bir cümleyi, kelimeyi kişisel algılamak söylenenlere inanmak ve onlara katılmak anlamına gelir. Bu tuzağa düşmeye ise bireysel önemlilik denir. Bireysel önemlilik, yani kişisel algılama bencilliğin en üst düzeyindeki ifadedir. Bunu yapmamak, kendi rüyamızda bizi hep öne taşıyacaktır. Size söylenen olumlu ya da olumsuz hiçbir şeyi benimsemenize hatta duymanıza gerek yoktur. Çünkü beğenilmek, kabul görmek, onaylanmak için başkalarına ihtiyaç yoktur. Unutmayın ki herkes kendi rüyasını yaşar.

Üçüncü Anlaşma:

“Varsayımda bulunma”. Konu her ne olursa olsun hemen varsayımda bulunuruz. Sonra bu varsayımların gerçek olduğuna inanırız. Kafamızda kurduğumuz varsayımlar sonucunda her şeyde problemlere davetiye çıkartırız. Hayatta karşılaştığımız problemler arasında üzüntülerin asıl sebebi kişisel algılamak ve varsayımlar vardır. Bunları yapmayı bıraktığımız zaman cehennem rüyamızdan cennet rüyamıza geçeriz. Çünkü varsayımsız bir iletişim özenli, açık ve nettir, duygusal zehirden arınmıştır.

Dördüncü Anlaşma:

Diğer anlaşmaların kalıcılığını sağlayan anlaşmadır. Dolayısıyla mesajı “daima yapabildiğinin en iyisini yap” . Günlük yaşamımızda duygularımızın andan ana, saatten saate değiştiğini varsayarsak en iyimizin de değişmesi muhtemeldir. Anlaşmaları uyguladıkça en iyimiz gerçekten en iyi hale gelecektir. Yapabildiğimizin en iyisini yapmak, sahip olacağınız en iyi alışkanlıktır.

Tolteklerden esinlenerek belirlenen bu dört kural çok önemlidir. Daha dolu, daha gerçek bir yaşam sürdürebilmek için bu 4 anlaşmayı benimseyin.

Son olarak görüşlerine değer verdiğim Psikolog Beyhan Budak’ın bu konuyla ilgili videosunu bırakıyorum. İzlemeyi unutmayınız. Sevgiyle kalın…

İrem Dede Yazar:

Merhabalar, ben İrem, Endüstri Mühendisliği öğrencisiyim. Öğrendiklerimi, izlediklerimi ve okuduklarımı sizlerle paylaşmayı çok seviyorum. Hep birlikte gelişip, geliştireceğimiz günlerde görüşmek dileğiyle...

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir